Aile Hukuku

BOŞANMA DAVALARINDA NAFAKA VE ÇEŞİTLERİ

BOŞANMA DAVALARINDA NAFAKA VE ÇEŞİTLERİ

1)Nafaka Nedir?

Nafaka kavram olarak infak kelimesinden türemiştir. Kelime manası olarak da sarf etme, beslenme, geçindirme manasına gelmektedir.

Aile hukukundan doğan boşanma davalarında nafaka ise boşanma devam ederken ve davanın neticelenmesi ile maddi olarak zor durumda kalan kişiye karşı tarafın her ay düzenli bir şekilde ödediği para olarak kabul edilir.

Kişisel borç olarak kabul edilen nafaka başkasına devredilmez, ölümle sona erer ve mirasçılara geçmez. Taraflar nafaka ve miktarını bir araya gelerek sözleşme ile kararlaştırabildikleri gibi taraflardan biri dava açarak da talep edebilir. Nafaka sadece boşanma ile talep edilecek bir talep değildir. Taraflardan biri evlilik birliği devam ederken veya boşanma neticelendikten sonra ayrı dava açılarak talep edebilirler.  Nafaka zamanaşıma uğrayan davalardan olmayıp, her zaman talep edilebilir ve şartlar oluştuğunda arttırım talebinde de bulunabilir.

2)Nafaka Çeşitleri

Taraflar arasında boşanma davası devam ederken ve sonuçlandıktan sonra talep edilebilecek üç tür nafaka çeşidi bulunur. Bunlar; Tedbir, İştirak ve Yoksulluk Nafakasıdır.

     a) Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası 4271 sayılı TMK 169 ve 197. Maddelerinde düzenlenmiş olup, boşanma davası açılmadan önce ve boşanma davası devam ettiğinde talep edilen nafaka çeşitlerinden biridir.

TMK 197. Madde de birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. “ hükmü bulunmaktadır.

Madde lafzından anlaşılacağı üzere boşanmadan önceki tedbir nafakasında boşanma davası açılmadan önce eşlerden biri ayrı yaşamada haklı olduğunu ispat etmesi koşuluyla mahkeme kararıyla tedbir nafakasına hak kazanabilir.

Boşanma avukatı, boşanma davasında önce tedbir nafakası talep ettiği gibi boşanma davası açıldıktan sonra da nafaka talep edilebilir. Boşanma davası devam ederken talep edilen tedbir nafakası eş kendisi için isteyebildiği gibi müşterek çocuğu için de isteyebilmektedir. Boşanama davası devam ederken istenen dava türü olduğundan geçici nitelikte olma özelliği taşımaktadır. Tedbir nafakasını talep edeninin kusursuz olmasına gerek yoktur, hakim tarafların ekonomik durumunu inceleyerek karar verecektir. Boşanma davası kesinleştikten sonra geçici nitelikte olan bu dava türü hakimin kararıyla iştirak ve yoksulluk nafakasına dönüşebilir.

 

     b) İştirak Nafakası

Boşanma davasının neticelenmesi ile birlikte velayeti kendisi olmayan taraf müşterek çocuğun eğitim, giyim, bakım ve giderlerin için ödemesi gereken paraya denir.

TMK 182/2 “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” hükmü düzenlenerek kusur durumuna bakmaksızın velayeti kendisine verilmeyen tarafın müşterek çocuğun ihtiyaçlarına katılması gerektiği belirtilmiştir.

Boşanma davası veya ayrılık davası devam ederken mahkeme tedbir nafakası ödenmesine karar verebileceği gibi nafakanın dava kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devamına karar verebilir.

Dava Hakkı başlığı adı altında TMK 329 da nafaka’nın kimler açması gerektiği düzenlenmiştir. Mezkur maddede: “Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.” hükmü geçmektedir.

Madde lafzından da anlaşılacağı üzere İştirak nafakasını fiili olarak çocuğa bakan eş, çocuğa atanan kayyım ya da vasi ve temyiz kudretine sahip çocuk talep edebilir.

TMK 328. Maddeye göre de ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Nafakanın miktarı başlığı adı altında TMK 330. Madde de Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

İştirak nafakası nafaka borçlusunun ölmesi, eğitimine devam etmeyen çocuğun ergin olması, çocuk ergin olmasına rağmen çocuğun eğitim hayatının sonlanması, evlenmesi gibi durumlarda nafaka sonlanmış olur.

Nafaka borçlusunun, iştirak nafakasını ödememesi durumunda nafaka alacaklısı icra yoluna başvurarak, takip başlatabilir. İcra iflas kanuna göre nafaka alacakları sıra cetvelinde birinci sıraya alarak öncelikli hak sahiplerinden sayılıyor. Sıra cetvelinde ilk sırada olma gibi önceliklerin yanında nafaka alacaklısı icra takibinde emekli maaşa haciz koyabilir. Nafaka borçlusuna nafakanın ödenmesi için maaşına haciz konulduğunda, aylık nafaka miktarının tamamı maaştan kesilir.

     c) Yoksulluk Nafakası

Türk Medeni Kanunun 175. Maddesine göre Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Mahkeme yoksulluk nafakasına re’sen hükmetmeyip, ancak talep halinde karar verebilir. Kusuru daha ağır olamayan ve yoksulluğa düşen taraf yoksulluk nafakasını boşanma ile birlikte isteyebildiği gibi boşanmanın kesinleşmesinden 1 yıl içinde de nafaka davası ile hakkını talep edebilir.

 

Madde lafzında anlaşılacağı üzere yoksulluk nafakasının şartları şu şekildedir:

  • Taraflardan birinin talepte bulunması ,
  • Talepte bulunan tarafın kusurunun diğer tarafa göre daha ağır olmaması,
  • Talepte bulunan tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olması,
  • Yoksulluk nafakasının diğer tarafın mali gücüyle orantılı olması gerekmektedir.

Her ne kadar yoksulluk kavramı somut olaya göre farklı değerlendirilse de, yerleşik yargıtay içtihatlarına göre yoksulluk yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi zorunlu ihtiyaçları karşılayamayacak durumda olanlara denir.

Tarafların eşit kusuru olması durumunda ve nafaka borçlusunun kusuru olmaması durumunda dahi mahkeme nafakaya hükmedebilir.

Türk medeni kanununda nafaka süresiz olarak hükmedilir. Ancak TMK 176/2′ ye göre İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Şahsa bağlı bir hak olan yoksulluk nafakası talep edenin vazgeçmesi veya feragat etmesi kesin hüküm oluşturmaz. Daha sonra ayrı bir dava açarak talep edilebilir.

Daha fazla detaylı bilgi, Gaziantep avukatı ve danışmalık yardımı için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir