Ceza Hukuku

TUTUKLAMA NEDİR VE TUTUKLAMAYA İTİRAZ

Tutuklama Nedir ve Tutuklamaya İtiraz

Tutuklama Nedir?

5271 sayılı CMK 100. Maddede koruma tedbirlerinden bir olan tutuklama tedbiri düzenlenmiştir. CMK da en ağır tedbir olarak düzenlenen tutuklama delillerin korunması, şüpheli ve sanığın kaçmasını önlemek için başvurulan bir koruma tedbiridir.

Tutuklama kararı şüpheli /sanığa soruşturma aşamasında verildiği gibi kovuşturma aşamasında da verilebilir ancak her iki aşamada bu kararı hakim vermelidir savcının tutuklama kararı verme yetkisi olmayıp, belli şartların gerçekleşmesi halinde yakalama kararı verme yetkisi verdir.

Tutuklama belli şartlarda geçici uygulanan bir koruma tedbiri olduğundan bu karar bir ceza ve cezanın infazı aracı olarak kullanmaması gerekmektedir. Tutuklama kişinin en temel haklarından biri olan kişi özgürlüğüne bir müdahaledir. Bu nedenle tutuklama şüpheli ve sanıkla bir hesaplaşma aracı değil de, koruma tedbiri olarak uygulanmalıdır.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesi; “Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” şeklindedir.

Anayasanın 19. Maddesinde ise; “Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen: Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir…” denilerek kişi ve özgürlüğü anayasal koruma altına alınmıştır

 

 

Tutuklamanın Şartları

5271 sayılı CMK 100. vd. maddelerinde tutuklama tedbir ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. CMK 100. Maddesinde tutuklamanın nedenleri ve şartları düzenlenmiştir.

CMK 100 Tutuklama Nedenleri

(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren (Değişik ibare: 6526 S.K m.8 – 21.2.2014) “somut delillerin” ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

  1. a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
  2. b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
  3. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
  4. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

  1. a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
  2. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
  3. (Ek : 7196 S.K m.58 – 6.12.2019) Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
  4. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  5. (Ek: 5560 S.K m.17 – 6.12.2006) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
  6. İşkence (madde 94, 95)
  7. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  8. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  9. (Ek: 5560 S.K m.17- 6.12.2006) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
  10. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  11. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
  12. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  13. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
  14. b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
  15. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
  16. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
  17. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
  18. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
  19. g) (Ek: 6638 S.K m.14 – 27.3.2015) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
  20. h) (Ek: 6638 S.K m.14 – 27.3.2015) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

(4) (Değişik: 6352 S.K m.96 – 2.7.2012) Sadece adlî para cezasını gerektiren (Değişik ibare: 6763 S.K m.22 – 24.11.2016) “suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

 

Şüpheli ve sanık hakkında tutuklama kararının verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve CMK 100 de belirtilen tutuklama nedenlerinden biri bulunmalıdır. Tutuklama istisnai nitelikte bir tedbir olduğundan hakim veya mahkeme şartlar oluşsa dahi tutuklama kararı vermek zorunda değildir.

Hakim şüpheli ve sanığa karşı tutuklama tedbirine hükmederken dosyanın mevcut delili durumunu dikkate almalıdır. CMK 100. Maddesinde de belirttiği üzere “kuvvetli şüphe” aranmalıdır.

CMK 101. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; “Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

Bu hükümden hareketle tutuklama nedenlerinin tek tek somut delillere bağlanarak izah edilmesi gerektiği söylenebilir.

Tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesi gerekmekte ancak bu yeterli değildir. Bununla birlikte CMK 100. Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan tutuklama nedenlerinden biri de bulunmalıdır.

Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

  1. b) Şüpheli veya sanığın davranışları;1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
  2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutuklama nedeni varsayılabilir.

Şüpheli ve sanığın kaçma ve kaçacağına ilişkin durum şüpheden ibaret olmamalı, somut bir olguya dayandırılmalıdır. Örneğin şüpheli ve sanığın sürekli ikamet değiştirmesi, sahte kimlik kullanması, malvarlığı üzerinde olağandan daha fazla tasarrufta bulunması, otobüs veya uçak bileti satın alması kaçma şüphesini oluşturan olgular olabilir.

Bir diğer tutuklama nedeni, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma/yapılma girişiminde bulunulmasıdır. Eğer mevcut dosyada deliller toplanılması ve delillerin karartılması ihtimali ortadan kalkmışsa bu nedene dayalı tutuklama tedbiri kararı verilemez.

Tutuklama, kişi hürriyetini kısıtlayan bir tedbir olduğundan, adli kontrol tedbirinin uygulanması yeterli ise tutuklama tedbirine başvurulmamalıdır.

CMK 100. maddesinin 4. fıkrasına göre sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. CMK 100/4 ‘ün istisnası CMK 112 de yer almaktadır. Söz konusu madde lafzında adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında hükmedilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı merci hemen tutuklama kararı verebilir.

5395  sayılı Çocuk Koruma Kanunun 21. Maddesinde tutuklama yasağı belirtilmiş. Bu maddeye göre on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama Kararı

Soruşturma aşamasında şüpheli hakkında tutuklama kararını cumhuriyet savcısının tutuklama istemi ile sulh ceza hakimlikleri verirken, kovuşturma aşamasında sanığın tutuklanmasına cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya resen mahkeme tarafından karar verilir. Cumhuriyet savacısının her iki aşamadaki tutuklama istemi gerekçeli olmalı ve adli kontrol uygulamasının yetersiz olduğunu belirtmelidir.

Şüpheli ve sanık hem sulh ceza hakimliğinde hem de mahkemede ki tutuklama istemli duruşmada müdafi  ile temsil edilmek zorundadır. Özel müdafisi bulunmadığı hallerde şüpheli ve sanığa baro tarafında müdafi tayin edilmelidir.

5271 sayılı CMK da gıyabi tutuklama kaldırılmıştır. Bu nedenle hakim veya mahkeme şüpheli ve sanığı görmeden tutuklama kararı veremez. Ancak bu durumun istisnası olarak kaçaklar hakkında gıyabi tutuklama kararı verilebilir.

Tutuklama Kararına İtiraz

5271 sayılı CMK ‘ya göre tutukluluğa itiraz süresi 7 gündür. Tutuklamaya itiraz süresi şüpheli ve sanığın tutuklandığı gün dikkate alınmadan hesaplanır. Örneğin 13.09.2022 tarihinde tutuklanan biri tutuklandığı gün hesaba katılmadan 20.09.2022 mesai saatlerinin bitimine kadar itiraz edilebilir.

İtiraz süresi kaçırılma durumunda bir daha itiraz edemeyeceğiz diye düşünülmemelidir. Kanunda belirtilen süre hakimlik veya mahkeme kararına karşı genel bir süredir. Şüpheli ve sanık yada müdafileri   soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tutuklamaya itiraz olmasa dahi tahliye talebinde bulunabilirler.

Bununla birlikte şüpheli ve sanık hakkında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında her 30 günde bir tutukluluk değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu değerlendirme neticesinde tutukluluğun devamına karar verilirse kanunun belirtiği 7 günlük süre içerisinde itiraz edilebilir.

 

 

Tutuklamaya itirazı kimler, nasıl ve nereye yapar?

Tutuklamaya itiraz, esas olarak tutuklanan kişiye yani şüpheli ve sanığa ait bir haktır. Tutuklamaya itiraz başvurusunu şüpheli ve sanığın avukatı da yapabilir. Bununla birlikte tutuklana kişinin yasal temsilcisi (annesi, babası veya başka yasal temsilcisi) ve eşi de tutuklamaya itiraz edebilir.

Soruşturma aşamasında tutuklamaya cumhuriyet savcısının istemi ile sulh ceza hakimliği karar verir. Cumhuriyet savcısı sulh ceza hakimliğinden tutuklama talep edebildiği gibi adli kontrol da talep edebilir. Cumhuriyet savcısı adli kontrol talep ettiğinde sulh ceza hakimliği tutuklama kararı veremez.

Cumhuriyet savacısı hakim kararına dayandırılmaksızın soruşturmanın her aşamasında tutukluluğun kaldırılmasını sağlayabilir. Bur da dikkat edilmesi husus cumhuriyet savcısının tutuklama kararı veremediği ancak tutukluğun kaldırılmasını resen sağlayabildiğidir. Anacak bu durum uygulamada pek karşılaşılan bir durum değildir.

Kovuşturma aşamasında her duruşmada tutukluğun kaldırılması değerlendirilmesi yapılır, cumhuriyet savcısı da tutukluğun kaldırılması talebinde bulunabilir. Ayrıca duruşma haricinde 30 gün aralıklarla mahkeme tarafından tutukluluğa ilişkin değerlendirme yapılmak zorundadır. Tutukluluk kararı veya devamına ilişkin karara 7 günlük içerisinde itiraz yapılır.

Tutuklama kararına itiraz nasıl ve nereye yapılacağı CMK 268. Maddesinde düzenlenmiştir.

Cumhuriyet savcısı ve taraflarca itiraz, kararı veren hâkim veya mahkemeye sunulacak dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla saptanan beyan ve imza mahkeme başkanı veya hâkim tarafından onaylanır.

Kararına itiraz olunan hâkim veya mahkeme itirazı uygun görürse kararını düzeltir. Aksi hâlde en çok üç gün içinde, acele itiraz hâllerinde ise, incelenmeksizin derhal itirazı incelemeye yetkili mercie göndermek zorundadır.

İtirazı inceleme görevi:

  1. Sulh ceza hâkiminin kararına karşı yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine,
  2. Sulh ceza işleri asliye ceza hâkimince görülüyorsa ağır ceza mahkemesi başkanına,
  3. Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara karşı yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine,
  4. Ağır ceza mahkemesi ile başkanınca verilen kararlar hakkında, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine,
  5. Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararına karşı yapılacak itirazların incelenmesi maddenin (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde gösterilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye, aittir.
  6. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalardaki ilk ve son duruşmalarda verilen kararlara itirazları;
  7. a) Üyelerin kararlarına karşı görevli olduğu daire başkanı,
  8. b) Daire başkanının kararı ile dairenin kararına karşı diğer daire, inceler.

Bu incelemede sayı itibarıyla izleyen daire veya başkan ve sonuncu daire söz konusu ise birinci daire başkanı veya ceza dairesi görevlidir. O yerde bölge adliye mahkemesinin tek ceza dairesi varsa o itirazın incelenmesi en yakın bölge adliye mahkemesi ceza dairesine aittir.

 

Tutuklamada Geçecek Süre

Tutuklama geçici bir koruma tedbiri olduğundan kanun koyucu tutuklamada geçecek süreyi kanunla düzenlemiştir. Tutuklulukta geçecek süreler 5271 sayılı CMK 102. Maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre:

(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” geçemez.

(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

(4) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(5) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

 

Tutuklama Nedeniyle Tazminat

5271 sayılı CMK 141 vd. Maddelerinde koşulları gerçekleşmeden tutuklama ve tutukluluğun devamına karar verme durumunda kişinin tazminat hakkı doğar. Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillere ve tutuklama nedenlerinden birinin varlığına bağlıdır. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez. Ayrıca sadece adli para cezası gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işleneler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama yerine adli kontrol verilebilecekken, bu karın yetersiz olduğuna ilişkin gerekçesini açıklamadan verilen tutuklama kararları için tazminat hakkı doğar.

 

Kanuna uygun olarak tutuklanan kişi hakkında soruşturma aşamasında kovuşturmanın yer olmadığı; kovuşturma aşamasının sonunda beraat kararı verilmesi halinde de tutuklama nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerekmektedir. Ayrıca tutuklama nedenlerinin açıklamama, tutuklama kararının yakınlara bildirilmemesi de tazminat nedenidir.

 

Tutukluluk Sürecinde Ceza Avukatın Önemi

İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamızca tanınan en temel haklarımızdan biri kişinin hürriyeti ve güvenliği haklarıdır.  Ceza Muhakemesi Kanunda düzenlenen  koruma tedbirlerinden bir olan tutukluluk hali kişin kişi ve hürriyeti ve güvenliği kısıtladığından bu kararların hukuka uygun olarak verilmesi gerekmektedir. Uygulamada hukuka aykırı kararlar çıkması nedeniyle tutukluluğa itiraz ve şüpheli ve sanığın tahliyesinin sağlanılabilmesi için ciddi hukuk bilgisi olan , mevzuatı ve yerleşik yargıtay içtihatlarını iyi bilen ceza avukatları ile çalışmakta yarar vardır.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir